sevgili arkadaşım H@nde'cik (handeelibir) sorduğum iki sorunun cevaplarını benden duymak istemiş. hay hay diyorum ve yanıtlı-yorum larımı bırakıyorum :)
soru 1. çalışmak için mi yaşamak - yoksa - yaşamak için mi çalışmak..
aynı şeyy, sen fındık yee :)) tavukmu yuturmadan çıkar, yuturmamı tavuktan misali gibi:) kısır döngü aslında. ya aslında bu sorular sorunca güzel ve keyifli oluyor H@ndeeeeee :)) eee cevap ne o zaman :) bakınız küçüklüğümden beri hep koşuşturdum ben. bişey olabilmek telaşının yanında, yaptığım işin layıkıyla iyisi olmak durumunu benimsedim hep. iyi yaşam standarları herkezin ideali. ve çalıştığımız alanlarda yeni bilgiler edinmek. ceplerimizi bilgiyle doldurmak. bunlar değerli şeyler. herkez bi şekilde yaşamını idame ettirebilir. kimi ıssız bir adada bir ağaç kavuğunda, kimi koca gürültülü bir şehre tepeden bakan bir apartmanın en üst katında. kimi dört duvar bir odada, kimi saraylarda. yalnız yada kalabalık. bu anlamda "yaşamak için çalışmak" diyenlerdenim ben. değişik alanlar bulmak, kendimi geliştirmek, paylaşmak. çalışmalıyımki yaşamalıyım. çalışmak içn kendimi dinç tutmalıyım. yoruluyorum dediğime bakmayın siz. şimdi bu tempoya henüz ayak uyduramadım diye hayıflasamda kendimi işin aslı bu değil elbette. bunu özlemişim ben. özlemlerimin sıkıntısı daha kötü, daha başka yoruyordu beni; ki onun altından kalkmam daha zor süreçler çıkarıyordu karşıma..
soru 2. bugün dünyanın son günü olsaydı ne yapmak isterdiniz.
fantaziye gerek yok aslında bu sorunun cevabını bulmak için. sevdiklerimi tek tek arar herkeze veda derdim.vaktim olduğunu bilsem herkezin yanına gider yüzyüze vedalaşırdım. aklıma çok güzel bir hikaye geldi. vaktince "kumsalda" diye bir kitap okumuştum.ve ne yazıkki ben bu kitabı bir poşet içinde çöp kutusunda bulmuştum 96 yılında.kumsalda... radyasyon zehiri hızla yayılıyor ve geçtiği yerlerde tek bir canlı bile bırakmıyordu. hikayenin kahramını bir denizaltı subayı.yeni evlenmişti ve daha 3 aylık bir bebeği vardı. göreve çıkacaklardı. denizaltıyla radyasyon zehirinin bulunduğu yere gideceklerdi ve neler olmuş bitmiş, neler yapılabilir, yaşadıkları yerdeki insanları nasıl korurlardı bunları araştıracaklardı. tabi özel kıyafetler giyerek.tüm donanımlarını kullanarak. geri dönemeyebilirlerdi. büyük bir olasılıkla geri dönemeyeceklerdide. bunun için giderken 2 mezar kazdı evinin bahçesinde. biri eşinin sığabileceği büyüklükte, diğeri küçük bebeğinin.. ve iki tanede küçük hap bırakmıştı eşine. eğer geri dönmezse ve radyasyon buraya gelirse acı çekerek ölmelerini istemiyordu adam. önce küçük bebeklerine içirmesini istedi hapın birini, sonra kendisinin içmesini istedi eşinden. ve vedalaştı.
o gün dünyanın son günüydü onlar için ve birbirlerinden uzaktılar. uzaklarda son nefeslerini verdiler sevgi ile.
ben sevdiklerimle olmak isterdim. yan yana, diz dize, göz göze..
..........................................................
umarım cevaplarım kafi gelmiştir arkadaşlar.
yarın önemli bir gün benim için. 10 gündür yeni işimdeyim ve şu ana kadar 2 proje bitirdim kendi başıma. :)) afferim bana. iyi ama iş bitirmekle kalmıyor. yarın bu projeler kontrolden geçecek. ve ben en ufak bir hatamı bile kaldıramayacak kadar stress yüklüyüm. elbette hatalar bizlere mahsus. ama ben en ufak ayrıntıları bile tekrar tekrar kontrol ettim. eğer hatam çıkarsa yuh olsun bana. boşa yormuşum kendimi demekki. çok kızarım çokk.. başarısız olmaya tahammül edemem. üstelikilk biten projeden sonra ikinciye zıplayan benim. bunuda bitireyim öyle kontrol edersiniz diyende. kendi ipimi kendim çekmişte olabilirim anlayacağınız. .
malumunuz türk usulü başarı formüllerimiz vardır hassımıza münasırr:))
işe başlamadan önce İNŞALLAH
kendimize güvenirsek EVELALLAH
işe başlarken BİSMİLLAH
işten vazgeçersek EYVALLAH
sonuna kadar gitmek istersek YA ALLAH
canımızı sıkarlarsa FESÜPANALLAH
işe coşku ve heyecanla sarılınca ALLAH ALLAH ALLAH
işi başarıyla bitirince MAŞALLAH
eğer işi başaramazsak HAY ALLAH
ve ben yarın HAY ALLAH demek istemiyorum..
sevgiyle kalalım
|